Toplum ve Güvenlik

Toplum ve Güvenlik

Toplumların huzur, refah ve güven duygusunu hissedilebilmesi ile tehdit ve risklere karşı korunma, koruyabilme yeteneği ve kapasitesine duyulan en önemli ihtiyaç güvenliktir.

      Günümüz modern toplumlarında insanlar terör olayları başta olmak üzere, gasp, saldırı, sabotaj, hırsızlık ve daha sayamadığımız birçok nedenden ötürü korku ve endişe içine düşmektedirler. Bu nedenle günümüz toplum yaşamında insanlar kendilerini güvende hissedip, huzurlu ve mutlu olmak isteyeceklerdir. Kişilerin güvende olma ve güvende hissetme ihtiyaçları erken çocukluk dönemlerinde başlayarak, tüm yaşantıları boyunca devam eder. Güven duymak insanlar için çok önemli bir olgu ve çok özel bir sosyal deneyimdir.

      Günümüzde, küreselleşmenin getirdiği birçok yenilik ve sorunlar nedeniyle büyük şehirlerde yaşayan insanların en büyük problemlerinden biride, sosyal, siyasal, kişisel ve toplumsal değerlere karşı tutum ve davranışlarda hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmakta oluşu ve bu durumun durmadan hızla devam etmesidir. Bulunduğumuz zamanda toplumların güvenlik ihtiyacı ve güvende olduğunu hissedebilmesi bir hayli zorlaşmıştır. Çoğu zaman bir suç örgütünün yapmış olduğu eylem nedeniyle insanlar psikolojik olarak etkilenmekte, sokağa çıkmaya dahi korkmaktadırlar. Bu ve benzeri olayların ardından güvenlik önlemleri artırılmaktadır. Örneğin; Cumhuriyetin sağladığı güven ortamında yıllar öncesinde ülkemizin genel olarak her şehrinde birçok insan yatıp uyurken bırakın kapısını, penceresini kilitlemeyi, eve giriş kapısını dahi çekmez kapı, baca aylarca açık kalırdı. Buna rağmen hiçbir ev soyulmaz, hırsızlık, arsızlık olmazdı. Hiç bir insan ve eşyanın başına kötü bir şey gelmezdi. Oysaki bu gün geldiğimiz nokta da, ülkemizde ve tüm dünyada büyük şehirlerde, sokakların, okulların, yaşam alanlarının güvende olmadığı ortadadır. Artık hırsızlar, evlerimizde mışıl, mışıl uyurken kapılarımızı onlarca kilitle kilitlesek de, özel elektronik sistemlerle, kameralarla evlerimizi donatmış olsak da, maalesef durdurulamamaktadır. Geçmiş yıllarda çocukları sabah okullarına gitmeleri için anneleri hazırlarlar,  evlerinin kapısının önünden okullarına uğurlayıp, gönülleri rahat bir şekilde evlerine girer, evdeki diğer işleriyle ilgilenirlerdi. Artık sadece yetişkin insanlara, kadınlara değil, çocuklara karşı da işlenen şiddet, cinsel saldırı, istismar ve benzeri olaylar bile bir hayli artmıştır. Çocuklarımızı korumak ve güvende tutmak adına toplum olarak çok çaba harcıyoruz. Çocuklarımızı korumak adına düşüncelerimizde oluşturduğumuz korku ve güvenliğe dair kaygılarımız nedeniyle çocuklarımızı tek başına sokağa bile çıkaramaz olduğumuz bir dönemde yaşamaktayız. Artık neredeyse her köşe başında uyuşturucu satışı yapılmaktadır. Trafik magandaları diye adlandırdığımız insanlar nedeniyle binlerce insan yaşama veda etmektedir. Başta çocuklarımızı, kendimizi, geleceğimizi nasıl koruyacağız. Ne yapmak zorundayız. Eldeki Kanunlarla mı koruyacağız? Özel ve genel kolluk birimleriyle mi? Özel güvenlik bu ortamda hali hazırdaki 5188 sayılı kanunla bu işi nasıl başaracak? Başarabilir mi? Güven duymak ve güvende olmak için bütün herkes elini taşın altına koymak zorundadır. Kanun koyucu yapması gerekeni yapmalı ve unutmamalı ki, güvenlik herkes için gereklidir. Herkesin bir gün güvenliğe ihtiyacı olacaktır. Güvenlikle ilgili o gün geldiğinde orada gerçekten ihtiyaca cevap verecek, gerek kanunlar yönüyle, gerek eğitim ve öğretim yönüyle ve gerekse de toplum tarafından desteklenen ve olması gerektiği gibi bir güvenlik görevlisi yoksa tüh, vah demek asla giden canları geri getirmeye yetmeyecektir.  Günümüzde çeşitli suç ve terör örgütleri adlarını, namlarını duyurmak adına büyük çaplı eylemlere girişmekte insanların toplu bulunduğu alanlarda çoluk, çocuk, genç, yaşlı demeden ırk ve etnik köken gözetmeden bomba patlatıp, birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Böyle zamanlarda güvenlik birimlerine duyulan ihtiyaç bir hayli artmakta ve İnsanların güvende olduklarını hissedebilmeleri için yaşam alanlarındaki tehditler ve ortamlardaki potansiyel tehlike kaynakları, tehdit, tehlike ve risklerin ortadan kalkmış olması gerekmekte olduğu hissiyatı oluşmaktadır. Bu dönemlerde alış veriş merkezleri ve benzeri yerlere girişlerde kontrol noktalarından geçişlerimizde özel güvenlik görevlileri çok dikkatli ve titiz bir şekilde kanunlar nezdinde elektronik ve teknik cihazlarla kontrol görevlerinin icra ederken, kontrol edilenlerde kendileri ve toplumun güvenliği için, güvenlik görevlilerinin daha düzgün ve itinalı bir şekilde çalışmalarını rica etmektedirler. Aslında bütün yaşananlardan bir süre sonra anlaşılmaktadır ki, yaşanılanlar tehlike ve riskler nedeniyle ilgili değil de, kişinin duyduğu korku, kaygı ve endişe durumu ile psikolojik olarak duyguları, endişeleri ve korkuları nedeniyledir. Bu durumun zamanla hafiflemesi ile yine aynı kısır döngü başlar. Kontrol eden güvenlik görevlisine kızılır, görevlinin çalışma azmi kırılıp, görev yapması engellenir. Süreç asla şaşmaz.

      Sonuç olarak her şeyden önce, toplumu oluşturan kişilerin, güvende olmak ve bu güveni ülkemizde yaşayan tüm insanlar olarak hissetmesine, güvenlik algı ve farkındalığına, toplumun ahlaki değerlerini korunmasına ve güçlendirilmesine, vatanseverlik ve hümanizm geleneklerinin korunarak yüceltilmesine, vatandaşların psikolojisi, sağlığı, kültürel, bilimsel ve potansiyel yararlarına, insan ve vatandaş özgürlükleri ile güvenlik yönünden kanunları, kanunların doğruluğunu, kişileri koruyuculuğunu ve gözeticiliğini değerlendirmesine ve bilinçli bir hareket kapasitesi ile sivil toplum örgütlerini, hükümeti ve kanun oluşturma mekanizmalarını harekete geçirmek için kanunlar nezdinde zorlamasına ve gelecek için olumlu yönlendirme yapmasına dayanır.

Saygılarımla

Ali Aşılı

Related Articles